zaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Şubat 2010 Pazar

Garip zamanlar...

Burada zaman hem çok hızlı hem çok yavaş geçiyor.

Yarım saat geçmiş, oysa ben sabah oldu sanmıştım.

Ama yağmurdan herhalde, akış çok hızlı.

Zaman kayboldu.

Sadece yarım saat geçmiş olamazdı.

Garip.

12 Şubat 2010 Cuma

Zamanın akışı

Hep kurcalayan soruydu bu, çocukluğumdan beri aklımı: Zamanın tanımı nedir?

Bu şehir, Groningen, eski bir şehir. Oysa, içindeki akış o kadar hızlı, o kadar "genç" ki...

Şehir adeta uykusundan gece uyanıyor, çoğu geceler; sokaklarda insanlar gülüşüyor, koşturuyor , konuşuyor ve bu enerjiden nasibinizi alıyorsunuz!

Güvende hissediyor insan burada. Gecenin ortasında, turuncu ışıklar altında, Grote Markt meydanında, hava çok soğuk iken ( ve ben o soğuğu hissetmezken!) düşünüyorsunuz. Parça parça anılar, geleceğe atıflar, dilekler, korkular... koca bir çağlayan gibi çoşuyor.

İşte, gece ( ya da sabah demeli) eve yürürken ince karın üzerinde, sohbet ederken samimi bir arkadaşla, düşündüm. Tüm bu güzelliklerin büyüsünün verdiği, gerçekdışılık hissi, zahiri görüntüler anlayamadığım, zamanın akışına karışamamam ve bir çok şey uçuştu o sırada.

Fakat, su sıralar her şeyin güzelliğine tutunuyorum; özlem duymanın güzel tarafına, uykusuzluğun, yürümenin, üşümenin, düzensizliğin, şarkıların, insanların, çok yabancı insanların, bambaşka dillerin, yüzlerin, kendime yaptığım yolculuğun, aklımın içindeki insan suretlerinin, ve o suretlerin bana öğrettiklerinin, yarım kalan öğrenmelerin ve hep başka başka tenlerin güzel tarafına.


...Şimdi dost, şarkılar çalıyor odada. Bizi alıp götüren şarkılar.

Titreyen ama bir o kadar da güçlü bir ses yankılanıyor.

"Bilirim seni hüzün etrafı sarmışken sessiz kalırsın belli belirsiz ben bilirim seni, acı bir tebessüm belli belirsiz bir tebessüm...

Hayranım sana sabrına sakince karşımda durup meydan okuyan o tavrına.Varlığına! Korkmuyorum ruhumdaki fırtınada boğulmaktan, karanlıkta yollarımı kaybetmekten
biliyorum kurtarırsın beni sen..."

17 Ocak 2010 Pazar

Sınır

Yalnız yürümek...
Ayaklarımda çamur, kötü anılar gibi,
Yürüdükçe dağılan.

Saat kaç ki ?
Gece gibi değil, gündüz gibi değil; toprak kokusu,
Bir tenin kokusu...
Zaman hiçlik duygusu.

Yalnız yürümek,
Şehirleri ve insanları ayıran hayali sınırlar gibi gerçeklik sınırında,
Zaman ne ki? Zaman hiç.

Soru şuydu:
"Sen kimsin?"












Fotoğraf:Okan VURAL