kiev etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kiev etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ocak 2010 Pazar

Kiev...ne garipti.



Yakın zaman diliminde Ukrayna- Kiev'de idim.
Şehrin güzelliği altında yorulmuş gibiydi insanlar. Yorgun, bıkkın ve kızgındılar çoğu zaman. Bakışları soğuk geldi, özellikle yaşlıların veya çok çabuk yaşlanmış olanların.

Her köşede bir kırgınlık ve incinmişlik vardı. Hatalara tahammülü yoktu, metrolarda bilet satan veznedar teyzelerin. Bizi Tuna Nehri manzarasına taşıyan teyzenin de garip ve yorgun bir hüznü vardı, elini çenesinde koyuşunda patlak veren.

Orada, güzel köşeler ve gülümseyen gözler aradım. Buldum da. Onları da ayrı yere koydum. Bir kaç parça hatıra götürebilmek için, hava karardıktan sonra tezgahıyla karşılaştığımız mavi gözlü, orta yaşlı adamın, benimle fransızca anlaşmasını unutamadım. Bakışlarından ulaşmaya çabalaması görülüyordu insanlara.

Özel bir insanla, özel günler paylaştım. O günlere çok anlam yüklemişim meğer.

Minik büfelerde birbirini çok seven ayyaş arkadaşlar gördüm. Kültür ve dil farkını gözetmeksizin bana öğüt vermeye çalışan o "görmüş geçirmiş" ( alkolsüz bir günü geçmemiş) ağabeyi, hep hafızamda tuttum.

Hastalandım. Evet ve ilk defa gerçekten korktum hastalıktan. Evden uzakta olmaktan mıdır bilemiyorum. Dönüş yolunda o kadar kendimden geçmişim ki, o anda ölümden hiç korkmadım.

Başka yaşamlara şahit oldukça, kendime yakınlaştım.

Şehrin kendisi nazlı, şirin ve alımlı bir genç kadın. Ama çok duygusal...kimse ne demek istedğini anlamıyor gibi geldi.

Bense onu dinledim.

O yüzden sevdi beni. Sarı kubbelerden göz kırptı bana.